A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Tayland’da düzenlenen Dünya Voleybol Şampiyonası’nda tarih yazdı. Aslında sadece tarih yazmakla da kalmadılar. Oynadıkları voleybol, verdikleri keyif, topluma kattıkları değer ve en önemlisi takım sporlarının lideri olduklarını bir kez daha göstermeleriyle tarihten çok daha fazlasını başardılar.
Düşünün, dünya şampiyonasında final oynamak… Her sporcunun hayali. Türk voleybolu içinse bir ilk. Zaten bu ilkleri bize hep onlar, yani Filenin Sultanları yaşatıyor.
Finaldeki rakip İtalya, öyle sıradan bir takım değildi. 34 maçtır kaybetmeyen, finallere alışık, ligleriyle dünya starlarını bünyesinde barındıran bir voleybol ülkesi… Böyle bir takıma karşı sahaya çıkmak bile büyük cesaret ister. Biz de maçı kazanabilirdik. Ama final setinde biraz yorgunluk, biraz da konsantrasyon eksikliği devreye girdi.
Bir gün önce Japonya karşısında sergilenen muazzam performansın ardından böylesine zorlu bir finalin kolay olmayacağı belliydi. Oldu da. Ama artık o maçı konuşmanın bir anlamı yok. Önemli olan dersler çıkarmak, daha iyisini yapmak ve önümüzdeki organizasyonlarda bu apoleti gururla taşımak.
Filenin Sultanları yalnızca tarih yazmadılar, Türkiye’de voleybolun kaderini değiştirdiler. Bugün aileler, çocuklarını voleybol altyapısına yazdırabilmek için sıraya giriyor, adeta torpil arıyor. Spor okulları çoğaldı, kadın voleybolu inanılmaz bir seviyeye ulaştı. Bu tablo, sadece sahadaki zaferin değil, bir toplumsal dönüşümün göstergesi.
Sultanlar, ekonomiye katkı sağladılar, birçok voleybol antrenörüne yeni ekmek kapısı açtılar. İşte bu yüzden olaya yalnızca “bir maç kazandık ya da kaybettik” penceresinden bakmak büyük haksızlık olur.
Ben inanıyorum ki bu başarı, erkek voleybolu için de güçlü bir motivasyon olacak. Onlar da bu seviyeye gelebilmek adına büyük çaba gösteriyor.
Kısacası, voleybol artık sadece bir spor değil, toplumsal bir değer haline geldi.
Ve bunun en büyük mimarı kuşkusuz Filenin Sultanları.
Teşekkürler Sultanlar…








