Türk voleybolu, bize her zaman ilkleri yaşatan, gurur ve heyecanı bir arada tattıran Filenin Sultanları sayesinde bir kez daha tarih yazıyor. Dünya Voleybol Şampiyonası’nda güçlü rakibimiz ABD’ye karşı alınan muhteşem galibiyet, sadece bir yarı final bileti değil, aynı zamanda Türk spor tarihine altın harflerle yazılacak bir başarı oldu.
Bu zaferin ardında elbette mükemmel bir takım oyunu var. İnanılmaz bir savunma, kusursuz bloklar ve her oyuncunun yüreğini sahaya koyması… Ama çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir kahraman var: takımın dinamosu, enerjisi ve savunmadaki gücü libero Gizem. Sahada varını yoğunu ortaya koyan, rakip topları çıkarmayı başaran ve takımın dengesini sağlayan Gizem’in bu galibiyetteki katkısı tartışılmaz.
Elbette sahada sadece Gizem değil; her bir oyuncumuz ayrı bir yıldızdı.
Kaptan Eda tecrübesiyle, Vargas soğukkanlılığıyla, Ebrar hırs ve coşkusuyla, Zehra adeta kale gibi ön savunmasıyla fark yarattı. Ve tabii ki oyunu bir orkestra şefi gibi yöneten pasörlerimiz Elif ve Cansu… Bu takımın parçası olan herkes, bu başarıya emeğini ve ruhunu koydu.
Şimdi önümüzde bir başka zorlu sınav var: her zaman gururla andığım Türk antrenör Ferhat Akbaş’ın çalıştırdığı Japonya. Disiplini, savunma gücü ve oyun planıyla öne çıkan Japonya, kolay lokma olmayacak. Ama biz biliyoruz ki; bu takım finali hak ediyor.
Filenin Sultanları’nın hedefi büyük: sadece yarı finale kalmak değil, dünya şampiyonluğu apoletini de tarihimize eklemek. İnanç, mücadele ve takım ruhuyla bunu da başaracaklarına yürekten inanıyorum.








