Spor gündeminde son dönemde herkesin dilinde aynı soru dolaşıyor. Oysa o ışıklı tribünlerin, ekran başındaki coşkunun ve başarıların arkasında, o sahanın tozunu yutmayanların kolayca göremediği bambaşka bir dünya var. Bir sporda psikolojik performans danışmanı olarak o çizginin arkasını, soyunma odasındaki sessizlikleri, antrenman bitiminde dökülen terin hissettirdiği o ağır sorumluluğu ve zihinsel mücadaleyi çok iyi biliyorum. Bu yüzden rahatlıkla söyleyebilirim ki, Efelere ansızın bir şey olmadı. Sahada izlediğimiz şey, yıllardır görünmeyen alanlarda verilen o sessiz savaşın, ilmek ilmek örülen zihinsel emeğin ve tarif edilmez bir aidiyet duygusunun en gurur verici dışa vurumudur.
O filenin arkasında durmak, dışarıdan göründüğü kadar kolay değildir. Her servis atışında, her blok hamlesinde bir sporcunun zihnindeki baskıyla baş etmesi gerekir. İşte tam bu noktada teknik ekibin sporcularla kurduğu o şeffaf, samimi ve güven veren bağ devreye giriyor. Hata yapmanın bir son değil gelişim yolunda bir basamak olarak görüldüğü bir iklim yaratıldığında sporcu sahadaki özgürlüğüne kavuşur. Antrenörün gözlerindeki o koşulsuz güven, oyuncunun omzundaki baskıyı siler atar. Saha içindeki o omuz omuza duruşlar, kaybedilen bir sayının ardından bile arkadaşının elini tutup gözünün içine bakarak verilen o sessiz sözler, teoride sosyal kohezyon dediğimiz ama sahada özünü kardeşlikten alan muazzam bir güçtür. Bir sporsever maçı izler, biz ise o temaslarda beynin stres merkezini sakinleştiren ve kolektif inancı parlatan o görünmez ruhu görürüz.
Liderlik ise tam da fırtınalı anlarda belli olur. Kaptanımız Murat Yenipazar’ın sahadaki o duruşu, kriz anlarında sergilediği sarsılmaz sabrı ve biz daha iyisini yapabiliriz dedirten gelişim zihniyeti, takıma dökülen en büyük zihinsel yakıttır. Oldum, kibrine kapılmadan, her hatayı bir ders kabul edip cebine koyan ve bireysel egosunu takımın başarısına feda eden bir kaptan, o takıma sadece rehberlik etmez, onların zihinsel sığınağı olur. Skordan bağımsız olarak sadece o anki tek bir puana, o anki tek bir manşete odaklanabilmek, zihinsel kasların ne kadar sertleştiğinin en somut kanıtıdır. Onlar sonucun yarattığı o ağır yükü bir kenara bırakıp sadece anın içinde kalmayı ve birlikte savaşmayı öğrendiler.
Türk voleybolunun Kadın Milli Takımımızla yakaladığı o tarihi başarının, erkek voleybolunda da aynı inanç ve adanmışlıkla yükseldiğini görmek göğsümüzü kabartıyor. Bu yolculuk, altyapıda eline ilk kez voleybol topunu alan küçük bir çocuğun hayallerine dokunuyor, ona cesaret veriyor. Sahadaki her ter damlasında spor psikolojisinin, zihinsel hazırlığın ve yürekten inanmanın somut bir izi var. Zihinsel sınırları yerle bir eden, sahaya sadece fiziksel güçlerini değil ruhlarını da koyan Filenin Efelerine ve bu mimarinin arkasındaki tüm teknik ekibe yürekten teşekkür ediyorum. Yolunuz ve bahtınız daima açık olsun, sizinle duyduğumuz gurur kelimelerin çok ötesinde.








