Kadın voleyboluna katkı veren alt yapısında oyuncu yetiştiren ve mücadelesi ile de alkış alan Altınordu Spor Kulübü Başkanı Prof. Dr. Hilmi Serdar Kaçar’ı hem yakından tanımak hem de Altınordu ile ilgili bilgileri ilk ağızdan öğrenmek istedik.
Bu sezon 1. Lig’de yer alacak Altınordu Spor’un Sultanlar Ligi hedefinden altyaısına kadar bir çok soru içtenlikle cevaplandı.
Kendisine bize vakit ayırdığı için teşekkür ediyor bu keyifli söyleşiyle sizi baş başa bırakıyorum…
**Öncelikle Altınordu’nun başkanı olarak sizi, sizin ağzınızdan tanıyabilir miyiz?
1967 yılında İzmir’de doğdum. Tıbbiyeyi seçtiğim günden bu yana “insana dokunmak” hep en büyük motivasyonum oldu. Uzun yıllar boyunca organ nakli cerrahisi yaptım. Hayata tutunmayı bekleyen insanlara umut olmak, bu mesleğin bana verdiği en büyük armağanlardan biri oldu.
Daha sonra obezite cerrahisine yöneldim. Obezite, sadece fiziksel bir hastalık değil; sosyal, psikolojik ve toplumsal yönleri olan bir mücadele alanıydı. Yıllar içinde binlerce hastanın yaşamını dönüştürmesine eşlik ettim. Bu yolculukta tıp biliminin sunduğu imkânları, insan hayatına en doğru şekilde yansıtmayı ilke edindim.
Genel cerrahi profesörü olarak akademik çalışmalarıma da devam ettim. Bilgiyi paylaşmanın, yetişen genç hekimlere rehberlik etmenin ve mesleki birikimi aktarmanın da ayrı bir sorumluluk olduğuna inandım.
Ama hayatım sadece hastanelerde geçmedi…
Ben babadan Altınorduluyum. Sporun, özellikle de altyapı sporlarının çocuklarımıza neler kattığını yakından bilen biriyim. Altı yıldır Altınordu Spor Kulübü’nün yönetim kurulu üyesiyim. Üç kız babası olarak, sahada oynayan her çocuğa kendi evladım gibi bakıyor, her başarıyı ülkemiz adına bir umut olarak görüyorum.
Sağlıkta, sporda, yaşamın her alanında daha sağlıklı, daha güçlü bireyler yetişsin istiyorum. Çünkü inanıyorum ki; iyi insanlar, güçlü yarınları kurar.…
** Bir voleybol kulübü kurmak mutlaka voleybol sevgisini bilmekle bağlantılıdır diye düşünüyorum. Sizin voleybol maceranız nasıl bunu sizden öğrenebilir miyiz?
Benim voleybol hikâyem, sporu seven bir Altınordulu olarak başladı. İzmir’de büyüdüm, tribünlerden sahaya uzanan o tutkuyu hep içimde taşıdım.
Voleybolu sadece bir spor olarak değil, özellikle kız çocukları için bir güçlenme alanı olarak gördüm. Altınordu Voleybol’u kurarken amacımız sadece başarılı bir takım yaratmak değil, gençlere umut ve fırsat sunmaktı.
Bugün sahada gördüğüm her gülümseme, o sevginin ve inancın bir yansıması.
** Altınordu’yu kurmak fikri nerden geldi ve nasıl ilerledi?
Babadan Altınorduluyum. Sporla iç içe büyüdüm; İzmir Saint-Joseph mezunuyum ve lise voleybol takımımızla Levent Hoca ile birlikte Türkiye ikinciliğimiz var.
Yıllar sonra dönüp baktığımda, bu sevdayı bir kulübe dönüştürme fikri kaçınılmaz hale geldi. Voleybolu seven, kız çocuklarına inanan bir ekip olarak Altınordu Voleybol’u kurduk.
Bugün, Türkiye’nin ilk voleybol anonim şirketi olarak sahadayız ve her gün büyüyerek ilerliyoruz.
** 3 senedir bize hissettirdiğiniz sağlam ve projeleri olan bir kulüp olarak ilerliyorsunuz? Sanki her şeyi adım adım planlamışsınız gibi geliyor, planlar projelerden bahseder misiniz?
Altınordu Voleybol’u bir günde kurmadık; tam tersine her adımı uzun vadeli düşünerek attık. Amacımız sadece maç kazanmak değil, bir sistemi inşa etmekti.
İlk günden beri altyapıya, antrenör eğitimine ve kız çocuklarının spora erişimine yatırım yaptık. Bugün 21 farklı noktada spor okulumuz, binden fazla altyapı sporcumuz var. A Takımımız ise Türkiye Kadınlar 1. Ligi’nde mücadele ediyor.
Her şey bir hayalle başladı ama biz o hayali bir plana dönüştürmeyi bildik.
** Hedefte bir gün Altınordu’yu Sultanlar Ligi’nde izleyebilecek miyiz?
Neden olmasın? Biz hayal kurarken değil, hayali planlarken ciddiyiz.
Altınordu Voleybol’un hedefi sadece oraya çıkmak değil, orada kalıcı ve iz bırakan bir kulüp olmak. Altyapımızla, sistemimizle ve inancımızla Sultanlar Ligi’ne adım adım yürüyoruz.

***Altyapılarda da faaliyetleriniz var. Altyapılarla ilgili düşüncelerinizi paylaşır mısınız?
Altyapı bizim için bir seçenek değil, bir zorunluluk. Çünkü altyapı demek gelecek demek.
Her geçen gün büyüyen bir yapımız var. Önümüzdeki sezon tam 22 altyapı takımımız liglerde mücadele edecek. Bu, sadece sporcu yetiştirmek değil; bir kültür, bir okul inşa etmek anlamına geliyor.
Biz Altınordu Voleybol olarak geleceğimizi bugünden kuruyoruz.
** Siz bir iş adamısınız, bir kulübü çevirmek var etmek de oldukça (ekonomik) açıdan açıkçası zor bir şey. Destek alıyor musunuz, kulübün finansını nasıl sağlıyorsunuz?
Evet, kulüp yönetmek sadece sportif değil ciddi bir ekonomik sorumluluk da getiriyor. Biz bu yapıyı sponsorlarımız, spor okullarımızdan gelen gelirler ve Altınordu camiasının güçlü desteğiyle ayakta tutuyoruz.
En önemlisi, borcu olmayan, kendi kendine yetebilen bir sistem kurduk ve bunu sürdürüyoruz. Bu da bize hem özgürlük hem istikrar sağlıyor.

** Geçen sezon 2. Lig’deydiniz ve 1. Lig’e yükseldiniz, neler hissettiniz o an?
Tarifi zor bir duyguydu… Çünkü sadece bir şampiyonluk değil, verilen emeğin, inancın ve doğru kurulan sistemin karşılığıydı.
O an sadece bir spor kulübü değil, yüzlerce kız çocuğunun hayali kazanmış oldu. Bu başarı bize, doğru yolda olduğumuzu bir kez daha gösterdi.
**1. Lig’ yapılanmanızdan bahseder misiniz? Bu seneyi nasıl değerlendirirsiniz?
Üç yıl boyunca 2. Lig’de mücadele ettik ve o ligi her yönüyle öğrendik. Şimdi sıra 1. Ligi öğrenmekte.
Bu sezonu tecrübe kazanma, ritim tutturma ve sürdürülebilir bir yapı kurma yılı olarak görüyoruz. Uzun vadeli düşünen, sabırlı ama kararlı bir yapılanma içindeyiz.
*** Bu işin arkasındaki destekten bahseder misiniz?
Bu iş asla tek başına yapılabilecek bir iş değil. Öncelikle ailemin sabrı, anlayışı ve desteği olmasaydı bu kadar yol alamazdım.
Bir de çok kıymetli bir ekibimiz var. Aynı vizyona inanan, gecesini gündüzüne katan bir ekip… Onlar olmasa bu hayal bu kadar sağlam ilerleyemezdi.
Altınordu Voleybol, bir kişinin değil; bir inananlar topluluğunun eseri.






