Dünya Şampiyonası'nın MVP'si seçilerek voleybol dünyasının zirvesine oturan yıldız pasör Alessia Orro, Tarqui Talks programına çok özel açıklamalarda bulundu. Türkiye'deki adaptasyon sürecinden profesyonellik tartışmalarına, kariyerinin en büyük hayal kırıklığından İstanbul'un meşhur lezzetlerine kadar samimi itiraflarda bulunan İtalyan yıldız, Türk taraftarına da övgüler yağdırdı.
İşte dünyaca ünlü pasörün açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Türkiye'de işin sonu başlangıcından daha zor oldu
Türkiye’ye alışma sürecinin ezber bozduğunu itiraf eden Orro, genel kanının aksine ilk aylarda hiç zorlanmadığını belirtti:Genelde yeni deneyimlerde ilk başta alışmakta zorlanırsın, sonra zamanla uyum sağlarsın ya... Bende tam tersi oldu. Başlangıçta o ilk heyecan ve coşkuyla hemen adapte oldum. Fakat sonradan işin sonu, başlangıcından daha karmaşık ve zor hale geldi. İtalya'yı özlemeye başladım, daha zorlu maçların olduğu dönem kapıya dayandı ve üzerimdeki baskı büyüdü. Bir de Aralık'tan Nisan'a kadar durmadan yağmur yağdı; pencereden ufacık bir güneş ışığı sızdığında hemen kendimi dışarı atıyordum.MVP olmayı çok düşünmemeye çalışıyorum
Dünyanın en iyi oyuncusu olarak görülmesiyle ilgili gelen soruya mütevazı bir yanıt veren yıldız oyuncu, bireysel başarılardan ziyade takım ruhuna odaklandığını söyledi:Birçok kişi bana 'Sen MVP'sin, bunun ne anlama geldiğini idrak etmeye çalış' diyor ama ben bunu çok düşünmemeye çalışıyorum. Dünyanın en iyisi olarak görülmekten ziyade, takımca dünyanın zirvesine nasıl ulaştığımızı hatırlamak bana çok daha fazla şey ifade ediyor.Bize 'Amatör' denmesine sinirlendim; Kadın sporcular için büyük bir stres var
Son dönemde kadın voleybolculara yönelik yapılan "amatör" yakıştırmalarına sert tepki gösteren Orro, kadın sporcuların yaşadığı güvence ve gelecek kaygısına dikkat çekti:Bu duruma biraz sinirlendim çünkü tepeden tırnağa her şeyimizle birer profesyoneliz. Sabah bu işle uyanıyor, akşam bu işle uyuyoruz; profesyonel statüde olmayı kesinlikle hak ediyoruz. İşin emeklilik hakları ve güvence boyutu çok önemli. Bir yıl işler iyi gider, ertesi yıl sakatlanır ya da hamile kalırsınız; sözleşmeniz hemen geçersiz kalabiliyor. Doğumdan sonra eski seviyenize döneceğinizin bir garantisi yok. Bu yüzden kadın sporcular ya kariyer sonuna doğru çocuk yapmayı seçiyor ya da en başta yapıp doğum sonrası kendisini kabul edecek takım arıyor. Bu durum her halükarda büyük bir stres kaynağı.
Eleştirilere kulak asmıyorum, sıfırdan başlamak beni büyüttü
İtalya'dan ayrılırken bazı taraftarların kendisine içerlediğini ve kırıldığını bildiğini söyleyen başarılı pasör, sosyal medya eleştirileriyle nasıl baş çıktığını şu sözlerle özetledi:Eskiden olsa kafama takardım ama artık eleştirilere hiç kulak asmıyorum. Olabildiğince hafif yaşamaya ve bir profesyonel gibi davranmaya çalışıyorum. Sonuçta bu benim tutkum olduğu kadar işim ve kendime bir gelecek inşa etmek için zor kararlar vermem gerekiyordu. Giderken Türkiye'de hiç kimseyi tanımıyordum, eski bir takım arkadaşım da yoktu. Her şeye sıfırdan başladım; konfor alanımdan çıkıp kendimi test etmek beni hem profesyonel hem de kişisel olarak çok daha büyütülmüş bir insan gibi hissettiriyor.Türkiye'deki taraftar desteği inanılmaz, çok çılgınlar!
Voleybolun futbola kıyasla taraftarla daha sıcak ve mesafesiz bir bağ kurduğunu belirten Orro, Türk voleybolseverlerin tutkusuna hayran kaldığını gizleyemedi:Türkiye'deki taraftarlar hem çok ateşli hem de çok sıcakkanlılar. Üstelik ben Türkiye'nin en büyük taraftar gruplarından birine sahip bir takımdayım; bu destek ekstra bir itici güç oluyor. Sırf tek bir maç için Türkiye'nin dört bir yanından uçakla, trenle, her yolu kullanarak geliyorlar. Çok çılgınlar ve bu gerçekten harika bir şey.En büyük hayal kırıklığım: Rio 2016
Kariyerindeki en ağır darbeyi henüz reşit olduğu dönemde aldığını belirten Alessia Orro, unutamadığı o turnuvayı anlattı:
En büyük hayal kırıklığım Rio 2016 Olimpiyatları'ydı. Reşit olalı çok az olmuştu ve ilk Olimpiyatlarıma çağrılmıştım. Tam bir fiyasko oldu, ilk büyük darbemi orada yedim. İşin içine medya önünde olma, görünürlük durumu girince; sosyal medyadan hakaretler, gelen ilk mesajlar ve gazetecilerin eleştirileri üst üste geldi. Hepsi bir bütündü ve o yaşta her şeyin üst üste gelmesi beni gerçekten yıkmıştı.İstanbul itirafı: Sadece orada pilav yiyorum!
Türkiye'deki yemek kültürüne de değinen başarılı oyuncu, İstanbul'daki bir lezzete olan hayranlığını esprili bir dille paylaştı:Türkiye'de pilav çok güzel, orada çok lezzetli yapıyorlar. Ben sadece orada pilav yiyorum çünkü tereyağıyla yapıyorlar. İtalya'da sade pirinç pilavı yemem, hastane yemeği gibi geliyor ve biraz sıkıcı. Ama olur da İstanbul'a yolunuz düşerse mutlaka o pilavdan yemelisiniz, çünkü nefis!








