Mozzart Sport’dan Miljana Rogač‘ın haberine göre Brezilya Ligi ekiplerinden Fluminense FC forması giyen Sırp smaçör Aleksandra Uzelac 10 gün içerisinde iki kere silahlı hırsızlık olayı yaşadığı için Brezilya’da kalma konusunda fikrinin değiştiğini açıkladı.
Haberin devamında Aleksandra Uzelac, iki kez ölüm riskiyle yüzleştiğini ve bunların kendisinde travma etkisi oluşturduğunu söylüyor.
Konu hakkında Aleksandra Uzelac:
"Görüşmeler vardı, gelecek sezon devam edip etmeyeceğim konusunda hiçbir şey kesin değildi. Ama tüm bunlardan sonra, bu sezonu Fluminense'de bitirip bitirmeyeceğimden de emin değilim. Önümüzdeki iki ay kendime odaklanıp milli takıma hazırlanmam çok olası. Bir psikologdan yardım alırsam, bu kesinlikle Sırbistan'da olur, burada değil. Kulüp beni destekliyor, her şey için yanımda ama benim için en iyi olanı görmem gerekiyor. Hayatınız tehlikedeyken bu çok zor."İlk olay hakkında Aleksandra Uzelac:
‘’Arkadaşımla akşam yemeğinden dönüyorduk. Bisikletlerimizi bunun için ayrılmış yolda sürüyorduk. Yan tarafımızda yayalar için kaldırım, sonra ağaç dikili alan vardı. Etrafında kökler ve taşlar, sonra ise arabaların kullandığı, daha aşağıda ve aynı seviyede olmayan bir yol vardı. Bisikletle yoldan çıkmak neredeyse imkansız... Önde ben, arkamda o olmak üzere gidiyorduk. Hızlandığım sırada iki adam bana çarptı. Gömleklerini kaldırdılar ve bıçaklar çıkardılar. Bunlar resmen palaydı - devasa bıçaklar. Gömleklerinin altına nasıl sığdırdıklarını bile bilmiyorum. Çığlık atmaya başladım ve ne yapacağımı şaşırdım. O yola doğru savruldum... Şans eseri bisikletten bile düşmedim ama araba ve motorsikletlerin olduğu yola çıktım. Bana araba veya başka bir şey çarpabilirdi. Arkadaşım karşıya geçemedi ve düştü. Hayatımda hiç görmediğim gibi o köklerin üzerinden geçtim... Biri arkamdan geldi, diğeri ise ona gitti. Durdum, bisikleti fırlattım, onu bekledim ve arabaları durdurmaya çalıştım. Başka yapabileceğim bir şey yoktu... Bize bir taksi durdu, bir şekilde atladık ve birlikte polise gittik. Orada bir şey yapmadılar, sadece bizi daha sonra eve bıraktılar. Bütün bunlar polis karakolunun hemen yakınında oldu. Çok korktum, gerçekten korkunçtu ve bıçaklarla üzerimize geldikleri görüntüyü aklımdan çıkaramıyorum. Kimse bize yardım etmedi çünkü insanlar bu saldırganların aklından ne geçebileceğini ve ne yapmaya hazır olduklarını bilmiyor."İkinci olay hakkında Aleksandra Uzelac:"Arkadaşımla yemek yedikten sonra kulüpten daireme dönüyordum. Daha önce Fluminense'nin futbolcularını izledik, her şey harikaydı. Bir Uber çağırdık, arabaya bindik... Kulübe 100 metre uzaklıkta oturduğum için erkek arkadaşım Danilo'ya her şeyin yolunda olduğunu ve 30 saniye içinde evde olacağımı mesaj attım. Telefonuma bakarken arkadaşım elimi tuttu ve 'Uzi, Uzi, Uzi...' diye bağırmaya başladı. Başımı kaldırdığımda önümüzde ve arkamızda iki araba, yanımızda da iki motosiklet vardı. Başlarında balaklava, üzerlerinde silahlı adamlar dışarı çıktı. İkisi arabanın önünde durdular, diğerleri ise her bir kapıya bir silahla vurdular. Portekizce 'Tüm sahip olduklarınızı verin!' diye bağırdılar. Kapıları açtılar ve kafamıza silah doğrulttular.Çığlık attık, dört silah vardı ve sessizleştiricileri olanlar kafalarımızın etrafındaydı. Bizi aradılar, hatta biri arabaya girmeye bile çalıştı ama bir şekilde dışarı çıkıp koşmaya başladık. Sadece kulübe ulaşmayı, çünkü orada güvende olacağımızı biliyorduk başka bir şey düşünmedik. Bütün bunlar benim sokağımda oldu... Kurtulduğumuzda kulübe vardığımızda bize su verdiler. Şoktaydık, ağlamaya başladık...Ne bir çanta ne de mücevherim vardı... Araba camları filmli olduğu için beni göremeyeceklerini bildiğim için telefonu arkama attım ve üzerine oturdum. Beni ararlarken telefonu fark etmediler. Ve koşmaya başladığımızda onu şortuma koydum. Daha sonra incelediğimiz görüntülerde telefonu nasıl tuttuğumu net bir şekilde görebilirsiniz. Şoför de bizimle kaçtı. Arkadaşımın çantasını, belgelerini, dairenin anahtarlarını aldılar... Benden sadece dairemin anahtarını aldılar. Bunu anlatmak zor. Sırbistan'da sadece filmlerde böyle şeyler gördük. Böyle bir şey gerçekten başına geldiğinde ancak ne kadar korkunç olduğunu görüyorsun."
Haberin devamında Aleksandra Uzelac, iki kez ölüm riskiyle yüzleştiğini ve bunların kendisinde travma etkisi oluşturduğunu söylüyor.
Konu hakkında Aleksandra Uzelac:
"Görüşmeler vardı, gelecek sezon devam edip etmeyeceğim konusunda hiçbir şey kesin değildi. Ama tüm bunlardan sonra, bu sezonu Fluminense'de bitirip bitirmeyeceğimden de emin değilim. Önümüzdeki iki ay kendime odaklanıp milli takıma hazırlanmam çok olası. Bir psikologdan yardım alırsam, bu kesinlikle Sırbistan'da olur, burada değil. Kulüp beni destekliyor, her şey için yanımda ama benim için en iyi olanı görmem gerekiyor. Hayatınız tehlikedeyken bu çok zor."İlk olay hakkında Aleksandra Uzelac:
‘’Arkadaşımla akşam yemeğinden dönüyorduk. Bisikletlerimizi bunun için ayrılmış yolda sürüyorduk. Yan tarafımızda yayalar için kaldırım, sonra ağaç dikili alan vardı. Etrafında kökler ve taşlar, sonra ise arabaların kullandığı, daha aşağıda ve aynı seviyede olmayan bir yol vardı. Bisikletle yoldan çıkmak neredeyse imkansız... Önde ben, arkamda o olmak üzere gidiyorduk. Hızlandığım sırada iki adam bana çarptı. Gömleklerini kaldırdılar ve bıçaklar çıkardılar. Bunlar resmen palaydı - devasa bıçaklar. Gömleklerinin altına nasıl sığdırdıklarını bile bilmiyorum. Çığlık atmaya başladım ve ne yapacağımı şaşırdım. O yola doğru savruldum... Şans eseri bisikletten bile düşmedim ama araba ve motorsikletlerin olduğu yola çıktım. Bana araba veya başka bir şey çarpabilirdi. Arkadaşım karşıya geçemedi ve düştü. Hayatımda hiç görmediğim gibi o köklerin üzerinden geçtim... Biri arkamdan geldi, diğeri ise ona gitti. Durdum, bisikleti fırlattım, onu bekledim ve arabaları durdurmaya çalıştım. Başka yapabileceğim bir şey yoktu... Bize bir taksi durdu, bir şekilde atladık ve birlikte polise gittik. Orada bir şey yapmadılar, sadece bizi daha sonra eve bıraktılar. Bütün bunlar polis karakolunun hemen yakınında oldu. Çok korktum, gerçekten korkunçtu ve bıçaklarla üzerimize geldikleri görüntüyü aklımdan çıkaramıyorum. Kimse bize yardım etmedi çünkü insanlar bu saldırganların aklından ne geçebileceğini ve ne yapmaya hazır olduklarını bilmiyor."İkinci olay hakkında Aleksandra Uzelac:"Arkadaşımla yemek yedikten sonra kulüpten daireme dönüyordum. Daha önce Fluminense'nin futbolcularını izledik, her şey harikaydı. Bir Uber çağırdık, arabaya bindik... Kulübe 100 metre uzaklıkta oturduğum için erkek arkadaşım Danilo'ya her şeyin yolunda olduğunu ve 30 saniye içinde evde olacağımı mesaj attım. Telefonuma bakarken arkadaşım elimi tuttu ve 'Uzi, Uzi, Uzi...' diye bağırmaya başladı. Başımı kaldırdığımda önümüzde ve arkamızda iki araba, yanımızda da iki motosiklet vardı. Başlarında balaklava, üzerlerinde silahlı adamlar dışarı çıktı. İkisi arabanın önünde durdular, diğerleri ise her bir kapıya bir silahla vurdular. Portekizce 'Tüm sahip olduklarınızı verin!' diye bağırdılar. Kapıları açtılar ve kafamıza silah doğrulttular.Çığlık attık, dört silah vardı ve sessizleştiricileri olanlar kafalarımızın etrafındaydı. Bizi aradılar, hatta biri arabaya girmeye bile çalıştı ama bir şekilde dışarı çıkıp koşmaya başladık. Sadece kulübe ulaşmayı, çünkü orada güvende olacağımızı biliyorduk başka bir şey düşünmedik. Bütün bunlar benim sokağımda oldu... Kurtulduğumuzda kulübe vardığımızda bize su verdiler. Şoktaydık, ağlamaya başladık...Ne bir çanta ne de mücevherim vardı... Araba camları filmli olduğu için beni göremeyeceklerini bildiğim için telefonu arkama attım ve üzerine oturdum. Beni ararlarken telefonu fark etmediler. Ve koşmaya başladığımızda onu şortuma koydum. Daha sonra incelediğimiz görüntülerde telefonu nasıl tuttuğumu net bir şekilde görebilirsiniz. Şoför de bizimle kaçtı. Arkadaşımın çantasını, belgelerini, dairenin anahtarlarını aldılar... Benden sadece dairemin anahtarını aldılar. Bunu anlatmak zor. Sırbistan'da sadece filmlerde böyle şeyler gördük. Böyle bir şey gerçekten başına geldiğinde ancak ne kadar korkunç olduğunu görüyorsun."









